YAPICI OLMAK EĞİTİM GEREKTİRİR

24/5/2006 ·

Hindistan da çok ünlü bir ressam varmış.

Herkes bu ressamın yapıtlarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş. Ve onu "Renklerin Ustası" olarak anarlarmış.

Onun yetiştirdiği bir ressam artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak hocasına götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş.

Hoca ise;
" Sen artık ressam sayılırsın. Artık senin resmini halk değerlendirecek." diyerek, resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş.Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş.

Öğrenci denileni yapmış Ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş tabii.Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki.

Alıp resmi götürmüş hocasına ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş.

Hocası ise; üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Öğrenci yeniden yapmış resmi ve yine hocasına götürmüş. Tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş hocası. Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya,birkaç fırça ile birlikte. Ve yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile birlikte bırakmasını istemiş.

Öğrenci denileni yapmış.

Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da, boyalar da kullanılmamış. Çok sevinmiş ve koşarak hocasına gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış.

Hocası ise; "Sevgili oğlum, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. Oysa ikinci durumda onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin." demiş.

Ve devam etmiş;
"Yapıcı olmak eğitim gerektirir... Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi. Sevgili oğlum, Mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın. Emeğinizin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın."

Hocası son olarak,
"Onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur.
Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma." demiş.

Sonuç olarak "EĞİTİM ŞART".

 

 msn: zekieyikocak@hotmail.com

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

-----/---@ PAPATYA

18/5/2006 ·

Koskoca bir bahçede
Demetler içinde bir papatya.
Aşık olmuş, yanmış, tutuşmuş
Ak sakallı bahçıvana...
Bir ümit bekliyormuş.
Yüzlerce çiçeğin arasından
Onunla, sadece onunla
Saatlerce ilgilenmesini.
Buz gibi suyunu
Sadece ona döksün istiyormuş...
Sadece ona değsin makası,
Sadece ona gülsün dudakları.
Kıskanıyormuş bahçıvanı
Kırmızı güllerden,
Sarı lalelerden,
Mor menekşelerden.
Papatya, sadece bahçıvan için açıyormuş,
Bembeyaz yapraklarını...

Bir gün,
Aşkı öyle büyümüş ki,
Papatya yapraklarını taşıyamaz olmuş.
Eğilivermiş boynu.
Toprağa bakıyormuş artık.
Bahçıvanın sadece sesini duyuyormuş
Ayaklarını görüyormuş.
Bunada sükür diyormus.
Yetiyormuş ona, bahçıvanın varlığını hissetmek.
Zaman akıp gidiyormuş.
Papatya bahçıvanın yüzünü görmeyeli çok olmuş.
Ne var sanki boynumu kaldırsa
Bi kerecik daha görsem yüzünü diyormuş.
Yanıp tutuşuyormuş...

Ve işte bir gün..
Bahçıvan papatyaya doğru yaklaşmış.
İncecik bedenini ellerinin arasına almış.
Elindeki sopayı, köklerinin yanına, toprağa sokmuş
Bir iple papatyanın gövdesini bağlayıvermiş sopaya.
Papatya o an daha çok sevmiş bahçıvanı.
Hâlâ göremiyormuş onu,
Ama bedeni kurtulmuş.
Uzun bir müddet sonra,
Bahçıvan uğramaz olmuş bahçeye.
Gelen giden yokmuş...

Kahrından ölecekmiş papatya.
Ama işte bir sabah,
Hortumdan akan suyun sesiyle uyanmış.
Derin bir oh çekmiş.
Çılgıncasına sevdiği bahçıvan geri gelmiş.
Birden, kendisine doğru gelen iki ayak görmüş.
Bu onun delicesine sevdiği bahçıvan değilmiş.
Başka birisiymiş.
Adamın elinde bir de makas varmış.
Papatyanın kafasını kaldırmış yukarıya doğru
Ne güzel açmışsın sen öyle demiş.
Bu gencecik, yakışıklı bir delikanlıymış.
Gözleri gök mavisi, saçları güneş sarısıymış...
Ama gövden seni taşımıyor demiş.
Elindeki makası papatyanın boynuna doğru uzatmış
Ve bir hamlede başını gövdesinden ayırmış.

Papatya yere düşerken hatırlamış sevdiğini,
O ak saçlı, ak sakallı, yaşlımı yaşlı bahçıvanı hatırlamış.
Bir de o gencecik, yakışıklı delikanlıyı düşünmüş,
Ve o an anlamış, neden o yaşlı bahçıvanı sevdiğini.
O, her şeye rağmen, papatyaya emek vermiş.
Belki, ona hiç bir zaman güzel olduğunu söylememiş,
Ama onu asluında hep sevmiş.
Papatya anlamış artık.
Sevgi; emek istermiş...
Yere düştüğünde son bir kez düşünmüş sevdiğini,
Teşekkür etmiş ona içinden..
Son yaprağı da kuruduğunda,
Biliyormuş artık...
Gerçek sevginin, söylemeden,
Yaşamadan ve asla kavuşmadan
Varolabileceğini...

 

 msn: zekieyikocak@hotmail.com

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

G A L A T A S A R A Y

15/5/2006 ·

 

 

 

 

BIZ GONULLERE CEKTIK BAYRAKLARI DIREKLERE DEGIL. BIZ TARIHE YAZDIK ISMIMIZI DUVARLARA DEGIL. BIZ AVRUPADA ACTIK BAYRAGI KADIKOYDE DEGIL. BIZ DUNYAYA POZ VERDIK SAKSAKCILARA DEGIL. VE BIZ IMPARATORLARLA BUYUDUK KESTANELERLE DEGIL...

ALEM BUYSA ŞAMPİYON SENSİN GALATASARAY

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

AŞAGIDAKİ LİNLERE LÜTFEN 18 YAŞINDAN KÜÇÜKLER GİRMESİN

15/5/2006 ·

BEBEK

 

OTOPSİ

 

İNSAN

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

IŞ MURACATI

8/5/2006 ·

DURSUN IS IÇIN MÜRACATTA BULUNMUS. ISE ALINMASI IÇIN  BAZI EVRAKLARLA BIRLIKTE 8 ADET DE VESIKALIK FOTOGRAF ISTEMISLER  ANCAK DURSUN VESIKALIK FOTOGRAFIN NE OLDUGUNU BILMIYORMUS. HEMEN  AKIL HOCASI TEMEL IN YANINA KOSMUS. DURUMU ANLATMIS.

TEMEL: "BILDIGIM KADARIYLA VESIKALIK
FOTOGRAF BELDEN  YUKARI ÇEKILEN FOTOGRAFTIR. SEN SURAYA ÇUKUR KAZ IÇINE GIR.  BENDE FOTOGRAF MAKINASI GETIREYIM. FOTOGRAFINI ÇEKER VERIRIZ" DEMIS.

 

DURSUN BASLAMIS ÇUKUR KAZMAYA, TEMEL FOTOGRAF  MAKINASI GETIRMEYE GITMIS.  TEMEL BIR DE GELMIS NE GÖRSÜN. DURSUN 8 TANE  ÇUKUR KAZMIS. 

 

TEMEL: "ULA DURSUN NIYE 8 ÇUKUR KAZDIN" DEMIS.

 

DURSUN: "8 VESIKALIK LAZIM YA" 

 

TEMEL:
"ULA SALAK BEN ZATEN 8 TANE FOTOGRAF MAKINASI GETIRMISTIM.

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »